Kullanıcı
 
Kullanıcı Adı :
    Şifre :
    Güvenlik Kodu :
 
Merhaba - 14.08.2012
Yazıma mesleki geleceğimize dair ümitlerimizi canlandıran umutlanmamızı sağlayan, ,çok önemli gelişmelerle başlıyorum. Mesleğimizin temel taşı, 60 yıl önce çıkarılan, zamanla anlamını yitiren ve günümüz ihtiyaçlarına cevap vermeyen 6197 sayılı yasamız 16 yıllık çalışma ve çabaların sonunda nihayet değişti.
Bu değişim hiçbir şekilde küçümsenmeyecek, göz ardı edilemeyecek kadar önemli ve anlamlıdır. Önümüzdeki yıllardaki resmimiz bu kanuna göre çekilecektir. Yeni kanunumuzun yorumlanmasını ve somutlaşmasını sağlayacak yönetmeliğin yayımlanması aşamasında aktif olma, örgütümüze destek olma zamanıdır. Unutmayalım, kanun değiştirme fırsatını 60 yıl aradan sonra bulabildik.
Kanunumuzun değişmesi için büyük bir özveri ile çalışan başta Merkez Heyetimizin Değerli Üyelerine, Odamız eski Başkanı ve TEB eski genel sekreteri , EczMilletvekilimiz Özgür ÖZEL’in namında tüm eczacı milletvekillerimize, Eczacı Odası Başkanlarımıza ve yönetim kurulu üyelerine, ve en önemlisi gösterdikleri birlik ve beraberlik ile her zaman destek olan tüm meslektaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
Birliğimizce bu yıl 14 Mayıs haftası kutlamalarının ana temasının “Bitkisel İlaçlar ve Gıda Takviyeleri” olarak belirlenmesinin, toplumsal farkındalık yaratmakta oldukça yararlı olduğu kanısındayız. Sahip çıkmakta geç kaldığımız bitkisel ve medikal ürünlerin bizim gelecekte dik tutacak iki dayanak olduğunu unutmayalım. Bu dayanakları güçlendirmeliyiz, güçlendirmek için projeler üretip hep birlikte bu projelerin arkasında durmalıyız.
Son yapılan değişikliklerle yüzlerce drog Eczanelerimizde satılacak. Bu bizlerin yıllardır hayal ettiği, gerçekleşmesi için çaba sarfeettiği ciddi bir kazanımdır. Unutmamamız gereken, bu kazanımla omuzlarımıza binen sorumluluk bir kat daha artmış olmasıdır. Bitkisel ürünler konusunda eczacının yetkinliğini arttırmak için ilkini düzenlediğimiz Fitoterapi eğitimine meslektaşlarımızın ve ilimizde çalışan doktorların yoğun ilgisi bizleri mutlu etmiş, cesaret vermiştir. Önümüzdeki aylar içinde tekrarlayacağımız Fitoterapi eğitimlerine tüm meslekdaşlarımız ı davet ediyoruz.
30 mayıs tarihinde Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması İle Depolanması Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapılmış; bitki koruma ürünleri bayi veya toptancı izin belgesi verilecek kişilerde sadece ziraat mühendisleri yetkili iken, yapılan yeni düzenleme ile bu kişilere eczacılar da dahil edilmiştir.Ancak henüz bu konuda belirsizlikler vardır. Eczanelerde bu ürünlerin depolanmasının, satışının, saklanmasının nasıl olacağı,yetki belgesinin nasıl alınacağı gibi konularda belirsizlik varr. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olan yönetmeliğin yayınlanmasından sonra açıklığa kavuşacaktır. Özellikle tarım bölgelerindeki eczanelerimize katkı getirecek olan yasal değişiklik mesleğimiz açısından önemli bir kazanım olduğunu düşünüyorum
2004 Yılında uygulamaya başlanan sağlıkta dönüşüm programı kapsamında yayımlanan, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname doğrultusunda, “İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu” kuruldu. Bizler isterdi ki, bu kurumun adında “Eczacılık” da yer alsın. Ama olmadı. Yasa değişikliğimiz deki uzlaşı ortamının “İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu” nun ve “Sağlık Meslekleri Kurulu” nun bundan sonraki çalışmaları için iyi bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum. Bizler halk sağlığına hizmet veren paydaşlar olarak, aklın ve bilimin önderliğinde, insan sevgisinin ışığında birlikte çalışır ve üretirsek bundan en büyük yararı şüphesiz ki halkımız ve ülkemiz görecektir.
Günümüzde ekonomik örgütlerin önemi de gittikçe artmaktadır. TEB ve Ecza Odaları olarak, serbest eczacılığın korunmasıyla ilgili noktada, gelecek adına önemli bir görev yapan ekonomik birlikteliğimiz olan Kooperatiflerimize sahip çıkmalı, o yapıyla beraber yürüme konusunda zorunluluğumuzu unutmamalıyız. Çünkü yurtdışındaki gelişmelere bakıldığında, o süreçte ancak kooperatif üyesi olan ve kooperatif desteği alabilen, kooperatif çalışmalarının içinde olmuş, eczacıların bu düzen değişikliği noktalarında geleceğe kendilerini sağlıklı taşıyabildiğini görebiliyoruz.
Kooperatifler kendini geleceğe taşımak, eczacıya daha iyi hizmet edebilmek, daha üretken ve aktif olmak adına bir değişim ve farklılaşma sürecine girmiştir. Bu sürecin eczacının lehine olduğunu unutamalı, kooperatiflerimize her zamankinden daha fazla sahip çıkmalıyız.
Son olarak değinmek istediğim konu ,gittikçe kötüye giden ,eczanelerimizin ekonomisi. Kronikleşen, bir türlü kalıcı çözüm bulunamayan kamu kurum iskonto artışı ,buna paralel taşıma zararlarımızdaki artış , fiyat düşüşlerinden kaynaklı stok zararlarımız,5 kasım sonrasında firmaların ticari iskontoları kaldırması , vadelerin geriye çekilmesi…. Bunlar yetmezmiş gibi Cuma fiyat düşüşleri de tüm hızıyla devam etmekte ., %5 ler civarında olan zarar oranları % 8 lere çıkmış.Buna karşı artan masraflarımız
5 Kasım 2011 tarihinde yapılan deişiklikle KKİ’ler %7.5 artmış, 10 Kasım da yapılan ikinci değişiklikle de İlaç fiyatları referans ülkenin %66’sından %60 a indirilmiş, başka bir deyişle ilaçta %6 lık bir indirim gerçekleşmiştir . 10 Kasım’da yayınlanan “Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasında Değişiklik Yapılması Hakkında” Bakanlar Kurulu kararnamesi ile Zararların “Firmadan Depoya, Depodan Eczanelere” Ödenmesi Devlet güvencesi altına alındı. 14 Nisan ’da yayımlanan diğer bir tebliğde de, zararların ödeme süresi 15 gün olarak belirlendi.
Aradan tam 8 ay geçti.
8 ayda biriktirdiklerimize bir bakalım. Ortada bir Bakanlar Kurulu kararı, bir yönetmelik, kanunları tanımayan ilaç firmaları, dikensiz gül bahçesinden çıkmak istemeyen depolar, kanun tanımazlar karşısında aciz kalmış bir devlet, ödenmeyen faturalarımız ve günden güne eriyen Eczanelerimiz var.
Firma-Depo-Eczane-Devlet örgüsünde, Eczacı daima yalnız kalmış, zarar gören sadece eczacı olmuştur. Devlet her fırsatta çeşitli bahanelerle fiyatları aşağı çekmiş, firmalar en ufak değişikliği eczacının sırtına yükleyip süreci zarar görmeden atlatmış, sürekli “eczacılarla kader ortağıyız” “eczacının yanındayız” diye demeçler veren depolar, olayları balkondan izlemiş, eczacıya sırt çevirmiştir. Dün olduğu gibi bugünde eczacı kaderiyle başbaşa bırakılmıştır.
Geçtiğimiz yıllarda attıkları imzanın arkasında durmayanlar, bugünde çıkardıkları kanunu unutmuş görünüyor. Unutulmaması gereken ise Halkını tüketen devletlerin kendini de tükettiği gerçeğidir. Eczacının dayanacak, eczanesini yaşatacak gücü kalmamıştır. Bu süreçte TEB ve Odamızın çizdiği yol haritası eksiksiz uygulanmalı, depoların çeşitli gerekçelerle parça parça fatura istekleri dikkate alınmamalıdır. Bu tür girişimler, depoların kendilerini bu işe karıştırmamak, taşın altına ellerini koymamak için seçtikleri bir yoldur.
Eczacılarımızı,alın teri olan bu paraların tahsili sürecinde, firmaların ve depoların insafına terk etmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyorum. Eczacı sahipsiz değildir. Ancak, meslek örgütleri de, üyelerinin verdiği destek nisbetinde güçlü olabilir.Örgütümüzün gücünü ancak, birlik ve beraberlik içinde tek vücut halinde hareket eden ,üyelerinden aldığını unutmamalıyız.
Bu süreçte bir olmalı, diri olmalı, gür olmalıyız.
Saygılarımı sunuyorum





Haber okuma sayısı: 3506


« geri